Türkiye'de "Terörsüz Türkiye Süreci" PKK'nın silahsızlandırılması, terör unsurlarının tasfiyesi ve toplumsal entegrasyonun sağlanması amacıyla devlet politikası olarak yürütülen çok boyutlu bir stratejidir.
AK Parti ve MHP öncülüğünde şekillenen bu süreç; yasal, kurumsal, askeri ve toplumsal olmak üzere dört ana sacayağı üzerinde ilerlemektedir.
Sürecin işleyişi, kurumsal yapısı ve yürütülen çalışmalar şu şekildedir:
1. Yasal Çerçeve ve "Çerçeve Yasa"
Sürecin hukuki zeminini oluşturmak amacıyla "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" (Çerçeve Yasa) yürürlüğe girmiştir.
• Kapsam: PKK/KCK örgüt kurma, yönetme, üyelik, yardım, terörün finansmanı ve propaganda suçlarını kapsamaktadır.
• İstisnalar: Kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 öncesindeki müebbet/ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlar yasa kapsamı dışındadır.
• Ceza Erteleme Şartı: Terör örgütünün feshedildiğinin ve silah tesliminin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından teyit edilip Resmi Gazete'de yayımlanması zorunludur. Bu karardan sonra 15 yıl ve altı cezalar için 5 yıl, üzerindeki cezalar için 10 yıl erteleme öngörülmektedir. Başvurular için 6 aylık bir süre tanınmıştır.
2. Kurumsal Yapılanma ve Komisyonlar
Sürecin şeffaf, denetlenebilir ve kurumsal bir zeminde yürütülmesi için TBMM ve hükümet nezdinde yapılar oluşturulmuştur:
• Terörsüz Türkiye Komisyonu (TBMM): Meclis çatısı altında siyasi partilerin vekil sayılarına göre temsil edildiği, yasal çerçeveyi ve toplumsal entegrasyonu çalışan üst komisyondur. Stratejik kararlar için 5'te 3 nitelikli çoğunluk aranmaktadır.
• Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu: Sürecin yürütülmesinden sorumlu ana kuruldur. Doğrudan bu kurula bağlı çalışan 4 alt komisyon kurulmuştur:
1. Adli ve Hukuki İşler Komisyonu
2. İzleme ve Tespit Komisyonu
3. Sosyal Uyum ve Bütünleşme Komisyonu
4. Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu
3. Sahadaki Durum ve Askeri Boyut
Çalışmalar sadece masa başında değil, sınır içinde ve sınır ötesinde koordineli bir askeri-diplomatik stratejiyle yürütülmektedir:
• Tasfiye ve Doğrulama: Örgütün Irak (özellikle Metina gibi bölgeler) ve Suriye'deki varlığının tasfiye edilmesi, silahsızlanmanın sahada fiziki olarak doğrulanması (teyit-tespit mekanizması) öncelikli adımlardandır.
• Saha ve Bilgilendirme Çalışmaları: Sürecin topluma en şeffaf şekilde anlatılması için AK Parti, MHP ve DEM Parti milletvekilleri il il, ilçe ilçe gezerek saha çalışmaları yürütmekte ve kent tabanlarıyla doğrudan temas kurmaktadır.
4. Toplumsal Entegrasyon ve Psikososyal Destek:
Terörün kalıcı olarak bitirilmesinin toplumsal huzura dönüştürülmesi hedeflenmektedir.
• Mağdur Hassasiyeti: Şehit aileleri, gaziler ve terörden doğrudan etkilenen vatandaşların adalet beklentileri ve hassasiyetleri sürecin merkezinde tutulmaktadır.
• Rehabilitasyon ve Uyum: Silah bırakan eski örgüt mensuplarının topluma yeniden kazandırılması, sorumluluk üstlenerek şiddetten uzak bir yaşam kurabilmeleri için psiko-sosyal destek ve sosyal uyum programları planlanmaktadır.
Sürece Yönelik Siyasi Yaklaşımlar:
Süreç devlet kararlılığıyla ilerlese de siyasi partiler arasında farklı yaklaşımlar mevcuttur:
• Cumhur İttifakı (AK Parti - MHP): "Terörsüz Türkiye" vizyonunu mutlak bir devlet politikası olarak sahiplenmekte ve her adımın kesin olarak silah teslimine bağlanmasını şart koşmaktadır.
• DEM Parti: Sürecin demokratikleşme adımları ve İmralı görüşmeleri üzerinden daha da hızlandırılmasını talep etmektedir.
• Muhalefet Blokları: CHP süreçteki gelişmeleri yakından takip ederken, İYİ Parti ve DSP gibi partiler özellikle Öcalan'a yasal veya siyasi bir rol biçilmesi ihtimaline sert bir şekilde karşı çıkmaktadır. (Resmi olarak Öcalan'ın herhangi bir komisyon üyeliği veya resmi statüsü bulunmamaktadır).
Millet Partisi gibi yapılar ise sürecin hukukun genellik ilkesine aykırı olduğunu savunarak eleştirmektedir.
Cumhurbaşkanımız değişik platformlarda; Yeni Türkiye Yüzyılı, PKK’nın silah bırakması ve Terörsüz Türkiye ile ilgili önemli bilgiler vermektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, değişik zamanlarda yaptığı konuşmalarda, “Terörsüz Türkiye süreci, bir güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır.
İnşallah süreç hedeflerimizle uyumlu bir şekilde başarıya ulaştığında iç cephemizi güçlendirmekle kalmayacak, Türkiye'nin güvenliğini tahkim edecek, milletimizin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacaktır...
Dost ve kardeşlerimize güven veren, hasım ve rakiplerimize korku salan mesajlarımızın yerini bulduğunu görüyoruz.
Milletimizi 47 yıl önce ayağına vurulan terör prangasından kurtarmanın eşiğine varmış bulunuyoruz.
Yarım asırlık sabır mücadelemiz yavaş yavaş selamete eriyor.
Bunun somut işaretlerini şimdiden görmeye başladık.
Kimsenin süreci akamete uğratmaya, baltalamaya, sabote etmeye özellikle böyle bir meselede küçük hesap yapmaya hakkı yoktur.
Hayatta ve siyasette hemen her şeyin telafisi olur ama 86 milyonun huzurunu, birliğini, dirliğini etkileyecek bir meselede mızıkçılık yapmanın telafisi olmaz, milletim bunu affetmez.
Hala bu sürece samimi bir temkinle, kuşkuyla hatta mesafeyle bakanları anlıyor, onların tereddüdünü gidermek için her türlü gayreti gösteriyoruz.
Yeni fikirlere, tenkitlere açığız yeter ki Türkiye lehine olsun.
Biz çıkar siyaseti yapmıyoruz, ülke siyaseti yapıyoruz. Ne yapıyorsak şehit yakınlarımız ve gazilerimiz başta olmak üzere milletimizin tüm fertlerinin hassasiyetlerini gelecekteki çıkarlarını düşünerek yapıyoruz.
Biz üç parti olarak bu süreci sonuna kadar selametle götürmeye kararlıyız. Ülkemizi hak ettiği yere taşıyacağız.
Parametreleri şekillenen bu yeni dönem sadece AK Parti, sadece MHP, sadece DEM'e değil siyaset kurumunun tamamına çok önemli mesuliyetler yüklemektedir.
Terörsüz Türkiye; kalkınmış, güçlenmiş, refahını artırmış Türkiye demektir.
Dünyada kartlar yeniden karılıyor ve Türkiye kendi iç gündemiyle meşgul edilerek yine bu değişim dalgasının dışında bırakılmak isteniyor.
Milli markaların hedefe konulduğu boykot listeleri yayınlanarak ekonomi programımıza zarar verilmek isteniyor.
Muhalefet partilerini ciddiye almıyoruz. Figüranlar farklı ama oyun aynı…
Biz kiminle, hangi güç odaklarıyla mücadele ettiğimizin farkındayız. Bizim muhatabımız kuklalar değil, onları parmaklarında oynatan kuklacılardır.
…Gazze'de, Irak'ta, Somali'de, Pakistan'da müminler bu kadronun başarına dua ediyor. Eller semaya bizim için açılıyor.’’
TÜRKİYE YÜZYILI’nı gerçekleştirmek için ülkemizde Terörsüz Türkiye ve PKK’ya silah bıraktırma çalışmaları başlatılmıştır.
Sayın Devlet Bahçeli’nin teşfikleriyle PKK’nın silah bırakması Terörsüz Türkiye çalışmalarının başlangıcı olmuştur.
Önümüzdeki yüzyıl SEVGİ dolu yıllar olacaktır İnşallah…
Bugünkü sohbetimizin bir bölümü de sevgi üzerine…
Nedir SEVGİ…
İnsan varlığının en önemli özelliklerinden biri Sevgi'dir…
Sevmek; Allah tarafından insanlara verilmiş ilahi bir duygudur.
Allah’a iman; samimi bir sevgiyle taçlanır.
Sevgi’den uzak ve korkuya dayalı bir iman tam değildir.
Samimi ve sağlam bir imanda sevgi vardır. Sevgiden uzak olan bir iman, bir inanış gösterişten ibarettir. Hafif bir esintiyle yıkılır, yok olur.
Sevgi hayatın bereketidir…
Nasıl mı?
Annenin çocuğuna kucak açması sevgiyledir. Çocuğun anne kucağına koşması sevgiyledir…
Çiçekler sevgiyle açar…
Ağaçlar sevgiyle yeşerir…
Petekler sevgiyle dolar…
Kuşlar sevgiyle kanatlanır…
Kavgalar sevgiyle önlenir…
Barış sevgiyle sağlanır…
Son günlerde medya’da sıkça görülen katliamlar sevgiyle son bulur.
“Ergenekon” davalarına konu olan “ihtilal” denemeleri ancak sevgiyle sona erebilir…
“Demokratik açılım” çalışmaları sevgiyle noktalanabilir.
“Din’de özgürlük” sevgiyle sağlanır…
“Maçlar”,“Yarışmalar”lar sevgiyle kazanılır…
Kış; Bahar sevgisiyle son bulur…
Bahar; Kış sevgisiyle uğurlanır…
Sevgi; Allah’ın emri, Peygamberin ahlakıdır.
Tabiat ve çevre sevgisi olgun insanların vazgeçemeyeceği özellikleridir.
Medeniyetler; Sevginin sonucunda meydana gelmişti.
Laboratuar’larda insanlığın iyiliği için 10’larca,100’lerce tekrarlanan deneyler iş ahlakının, vazife aşkının ve sevgi’nin sonucudur.
Sevgi Allah vergisidir…
Allah vergisi sevgi olmasa; Uçaklar uçmaz, gemiler yüzmez, çarklar dönmez, fabrika bacaları tütmezdi.
Çocuğa karşı sevgi olmasa; Hangi anne uyumaz-uyutur, yemez-yedirir, içmez-içirir, giymez-giydirirdi?…
Sevgi ömrümüzün tadıdır… Zorlar sevgiyle aşılır… Yollar sevgi ile açılır… Hayat yarışı sevgi ile kazanılır… Gündüz geceye, gece gündüze sevgiyle girer…
Allah sevgisi, Peygamber sevgisi, Kur’an sevgisi, dünya sevgisi, vatan ve millet sevgisi,
Bayrak sevgisi, tarih sevgisi, insan sevgisi, hayvan sevgisi, tabiat sevgisi, kitap sevgisi, anne sevgisi, çocuk sevgisi, barış sevgisi hep iyiliğe ait sevgilerdir…
Allah sevgisi; İhlas’ı, Kur’an sevgisi; Kur’an ilimlerini, Dünya ve tabiat sevgisi; müspet ilimleri, tarih sevgisi; vatan sevgisini, vatan sevgisi; Şehitlik ve Gazilik rütbesini, insan sevgisi; eşsiz medeniyet hamlelerini doğurmuştur.
Muhteşem kütüphaneler; Kitap ve okuma sevgisinin, dünyada kurulan devletler; vatan sevgisinin sonucudur.
Anne sevgisi, çocuk sevgisi ve bütün sevgiler, Allah’ın kutsal emirlerinin meyvesidir…
Maddenin en küçük parçası olan Atom’un yapısı, muhteşem kâinatın dürülüp küçülmesidir.
Kâinat ise atom’un büyütülmüşüdür…
Kâinatın dürülüp atom’a sığdırılmasında da,atomun büyütülmesinde de Allah’ın akıllara durgunluk veren yüce kudreti,ince sanatı,insana lütuf ve sevgisi vardır.
İnsanın yaratılışı da ancak ilahi kudretle izah edilebilir…
Vücudun çalışması insanı hep ilahi kudrete götürür…
Bir tek böbreğin ömür boyu yaptığı fonksiyonu bir defa yapmak üzere icat edilen makineye harcanan emek ve masraf akıllara durgunluk verecek kadar çoktur. Onun da olumsuz yan etkileri giderilememiştir.
Karaciğerin gördüğü iş yapılmak istense Ankara büyüklüğünde bir makineye ihtiyaç vardır.
İnsan beynine ise henüz girilememiş onun rakamlarla ifade edilemeyecek fonksiyonları hesap edilememiştir.
Suni kalp yapma çabaları, kalbin sadece kan pompalama fonksiyonunu yapmaya yöneliktir.
İnsan beyninden çıkıp insanın gönlünde taht kuran “SEVGİ” nimeti insan eliyle icat edilemeyecek kadar kutsal bir Allah vergisidir.
Hz. Ali’nin ; “Sen kendini küçücük bir eser mi sanıyorsun? Sende koskoca bir alem dürülüp toplanmıştır.” sözü insanın Allah vergisi sevgi’nin hem merkezi, hem hedefi olduğunu gösteren güzel bir vecize’dir.
Kainattaki tabii cazibe gücünün, Mevlana’nın “GEL” çağrısının temelinde “SEVGİ” vardır.
Tabiatın insana itaat etmesi, tabiatta hürriyet içinde yaşarken kafese girmeye razı olan kuşların saflığı bu sevgiyi telkin etmekte değil midir?
Allah’ın kullarına sevgisine; Af ve merhamet, Peygamberin ümmetine sevgisine Şefaat denilmiştir.
Bu sebeple dünya sevgi üzerine, ahiret sevgi üzerinedir.
Peygamberimizin; “Vatan sevgisi İmandandır…” Hadisi,kutsal sevginin vatanı ayakta tutacağına,imanın bir parçası olduğuna delildir.
Allah’ı seven Peygamberi sevmelidir…
Allah’ı ve Peygamber’i seven;Allah’ın sevgi emrine, Peygamberin sevgi temeli üzerindeki yaşayış ve telkinlerine uymalıdır.
“Allah’ın kullarına sevgisi, annenin çocuğuna olan sevgisinden yüzlerce kat fazladır.”
Allah’a iman ve sevgide bu vefa duygusu vardır.
“Bir gözün hatırı için bin göz sevilir.
Allah’ı seven; Allah’ın yarattıklarını da sevmeli, barış içinde yaşamanın yollarını aramalıdır.
İnsan; “Yaratılanı yaratandan ötürü sevmelidir.
Çünkü Sevgide iman, imanda sevgi vardır.
Yükselen ve terörden arındırılmış Türkiye’de TÜRKİYE YÜZYILI’nın SEVGİ dolu geçmesi dileklerimle…
Hoşça kalınız.