Devlet yönetim anlayışı ve sorunlar…

Hüseyin ŞİNASİ

09-12-2022 08:26

Cumhurbaşkanlığı forsu ve armasında onaltı yıldız, ortada bir güneş yer alır. Bu yıldızların her biri tarihte kurulmuş büyük Türk devletlerini ve ortadaki güneş ise Türkiye Cumhuriyetini temsil eder.

Yapılan bilimsel araştırma, kazı ve elde edilen bulgulara göre, Türklerin devlet geleneği on, onbeş bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Tarihi Türk devlet geleneğinde, başta bir kağan ve hanımı, danışacağı bir kurultay bulunur. Hakan veya kağan, egemen olduğu toprakları güvendiği bir beye veya bir komutana bırakır. Zamanla devleti temsil eden kurucu aile veya sülale zayıflar yerini bu beyler ve komutanlar alır. Devletin adı onunla anılmaya başlar. Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı’nın kuruluşu bu mantık içindedir.

Büyük ve geniş bir alana yayılmış Büyük Selçuklu İmparatorluğu zayıflamış yerini Anadolu’da Anadolu Selçuklu Devletine bırakmış, onun da zayıflaması ile Anadolu Beylikleri kurulmuş. Bu beyliklerden birinden de Osmanlı İmparatorluğu çıkmış. Türkiye Cumhuriyeti de Selçuklu ve Osmanlı Devletinin bir devamıdır.

Selçuklu ve Osmanlılarda egemenlik hakkı devletin kurucusu aileye aittir. Çoğu zaman olduğu gibi devleti yönetme hakkı, babadan oğula geçen bir saltanat veya hanedanlıktır. Bu durum Anadolu Beyliklerinde de aynıdır. Örneğin Karamanoğullarında beylik, babadan sonra büyük oğula geçer.

Türk devlet geleneği ve töreye sımsıkı bağlı olan Selçuklularda ve Osmanlılarda ilk zamanlarda, beylik, sultanlık konusunda bir kavgaya rastlanmaz, fakat devlet büyüdükçe, topraklar genişledikçe, çeşitli kültürlerle karıştıkça, iç çekişmeler, kavgalar, savaşlar, saraydaki kadınların, cariyelerin, devşirme vezirlerin hile ve düzenbazlıkları ile karşılaşıyoruz.

Yıldırım Beyazıt ile Timur orduları arasındaki 1402 Ankara savaşı sonrası dağılan Osmanlı egemenliğinde kimin devletin başına geçeceği kardeş savaşlarına neden olmuş ve Çelebi Mehmet bu savaşları kazanmış, dağınıklığı ortadan kaldırmıştır. Çelebi Mehmet’ten sonra oğlu Murat tahta geçmiş, ondan sonra 2. Mehmet yani Fatih Sultan Mehmet tahta geçmiştir. II. Beyazıt ve şehzade Cem Sultan arasındaki savaşlar bilinen şeylerdir. II. Beyazıt ile oğlu Selim (Yavuz Sultan Selim) arasında yaşananlar, Kanuni Sultan Süleyman ile oğlu Mustafa’nın boğdurulması. III. Mehmed’in tahta geçer geçmez kendi oğlu dâhil 19 kardeşini boğdurduğu olaylar, kolay unutulacak şeyler değildir.

Selçuklularda ve Osmanlılarda ilk kuruluş dönemlerinde saraydan yönetim şekli yoktur. Otağ adı verilen devlet çadırlarında bey veya sultan, vezirleri, komutanlar, kadınanalar, bilim adamları yönetimde söz sahibidir. Ne var ki beylik genişleyip devlet haline geldikçe, konar-göçer yaşam biçimi terk edilmiş yerleşik düzene geçilmiş, saraylara, konaklara taşınılmış, Rum, Ermeni, Yahudi gibi yerleşiklerin, sosyal, kültürel, dini yaşayışlarından etkilenilmiş, Türk ve İslam anlayışı törpülenmiş, yarı Türk ve Müslüman, yarı Hıristiyan, Rum, Ermeni veya diğer bir toplum yapısı ortaya çıkmıştır.

Bu durum, Selçuklu ve Osmanlı devletinin her bakımdan güçlü olduğu dönemlerde bir sorun yaratmaz. Zira devletin egemen olduğu yerde yaşayan Hıristiyan veya Musevi halk haraçlarını verir, köyünde, kentinde işine gücüne bakardı. Fakat devletin gücünün zayıflamaya, gelir kaynakları azalmaya, hatta tükenmeye başlaması ile Müslüman halk hızla yoksullaşır, zayıf düşerken Hıristiyan kesim zenginleşmeye, her alanda söz sahibi olmaya başlar.

Selçuklularda, Beyliliklerde, Karamanoğullarında, Osmanlılarda halktan veya komutanlardan, vezirlerden hiç biri çıkıp beylik, sultanlık, padişahlık, şahlık iddiasına bulunmamış, gücü yetiyorsa aileden birini desteklemiş devletin başına geçmesini sağlamıştır. Bu anlayış günümüzde birçok ülkede hala yaşamaya devam eder. Avrupa ve İngiltere demokrasinin, uygarlığın beşiği olduklarını iddia etmelerine rağmen İngiltere, İsveç, Norveç, Danimarka, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, İspanya, Norveç gibi birçok ülke sembolik bile olsa kral ve kraliçe tarafından yönetilir. Asya da, Afrika’da Amerikan-İngiliz eksenli birçok ülke de hanedanlar, kral, emir, şah gibi sanlarla ülkeye yönetmeye, hüküm vermeye devam ediyor.   Fakat Türkiye Cumhuriyeti Devletinde egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Egemenlik yasama, yürütme ve yargı organları tarafından yerine getirilir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinde, TBMM yasama organıdır, hükümet veya bakanlar kurulu yürütme organı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve mahkemeler yargı gücüdür.

Son zamanlarda devletin gücünü temsil eden bu organların nasıl kullanılacağı konusunda yoğun tartışmalar yaşanmaktadır. Belli bir kesim yasama, yürütme ve yargı gücünün tek elde toplanması yani güçler birliğini savunurken, diğer bir kesim bu organların ayrı ve bağımsız olmasını yani güçler ayrılığını ileri sürer. Ülkenin sosyal, kültürel ve ekonomik sorunlarının çözümü için düşünülen 2017 Anayasa değişikliği ve 2018 seçimleri sonrası işlemeye başlayan Cumhurbaşkanlığı yönetim ve hükümet sisteminde yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirlerinin içine geçtiği görülmektedir.

Ülkemizde yaşanmakta olan sorunların biraz da bu kavgalardan kaynaklandığını unutmamak lazım.

Görüşmek üzere, hoşça ve sağlıcakla kalın…

DİĞER YAZILARI Roma’nın Akdeniz’deki Hafızası: Anemurium 01-01-1970 03:00 Anamur’un İçme Suyu Sorunu 01-01-1970 03:00 Yol değil, can pazarı…! 01-01-1970 03:00 Muzun Fiyatı Değil, Emeğin Değeri 01-01-1970 03:00 Anamur’un Sessiz Vicdanı 01-01-1970 03:00 Anamur İçin Birlikte Düşünme Zamanı 01-01-1970 03:00 Anamur’da Trafik Kaosu ve Otopark Çıkmazı 01-01-1970 03:00 Anamur’un Can Suyu: Umut ve Endişe Arasında 01-01-1970 03:00 Anamur: Türkiye’nin Akdeniz’e Açılan Sessiz Gücü 01-01-1970 03:00 Engelleri Şiirle Aşan Bir Yürek 01-01-1970 03:00 Anamur’dan Kıbrıs’a Bakarken 01-01-1970 03:00 Anamur OSB bir fırsat mı, kaçan tren mi? 01-01-1970 03:00 Anamur İçin Geciken Sanayi Hamlesi: OSB’ler Neden Önemli? 01-01-1970 03:00 Anamur’un Su Sorunu Büyüyor – Çözüm Otluca mı? 01-01-1970 03:00  Anamur’un Suyu Kurumadan… 01-01-1970 03:00 ANAMUR’UN SORUNLARI ÇÖZÜMSÜZ DEĞİL 01-01-1970 03:00 Taşralı bir öğrencinin anılarından… 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Sykes-Picot ihaneti… 01-01-1970 03:00 Yapay zekaya göre Hüseyin Şinasi kimdir? 01-01-1970 03:00 İstanbul’dan Anamur’a dönerken… 01-01-1970 03:00 Anamur’dan İstanbul’a giderken… 01-01-1970 03:00 Geçmişini bilmeyen, geleceği anlayamaz 01-01-1970 03:00 Bir yaşam biçimi olarak, ölçü birimleri 01-01-1970 03:00 Ayağını yorganına göre uzat… 01-01-1970 03:00 Kısır döngü, enflasyon, faiz, döviz, borçlanma 01-01-1970 03:00 Ülkemiz için “gıda, ilaç ve silah” öncelikli konulardır. 01-01-1970 03:00 Anamur liman iskelesi önemli bir kazanımdır 01-01-1970 03:00 Sığınmacılar konusu, kanayan bir yaradır 01-01-1970 03:00 Bakkal amca, bakkal amca, helva yapsana… 01-01-1970 03:00  2024 seçimleri değerlendirme -3 01-01-1970 03:00 2024 yerel seçim değerlendirmesi -1 01-01-1970 03:00 Ramazan bayramına doğru… 01-01-1970 03:00 Başkan Durmuş Deniz göreve başlarken 01-01-1970 03:00  Anamur’da seçimi kim kazanır? 01-01-1970 03:00 Aday listeleri tamam, buyurun sahaya… 01-01-1970 03:00 Aday listeleri üzerine bir değerlendirme 01-01-1970 03:00 Kum saati işlemeye devam ediyor… 01-01-1970 03:00 Arabaşı çorbası yapalım 01-01-1970 03:00 Yerel seçimlere doğru, adaylar 01-01-1970 03:00 Anamur’da bir doğalgaz hikâyesi 01-01-1970 03:00    Anamur’da doğalgaz çalışmaları 01-01-1970 03:00 Bir milli güvenlik sorunu, sığınmacılar… 01-01-1970 03:00 Deprem bile birleştiremedi 01-01-1970 03:00 Seçim bitti. Şimdi geçim zamanı… 01-01-1970 03:00 Seçim ikinci tura giderken 01-01-1970 03:00 Seçimlerde son düzlüğe girerken 01-01-1970 03:00   Seçimleri böyle kazanıyorlar 01-01-1970 03:00 Seçime sayılı günler kala…            01-01-1970 03:00 2023 seçimlerine giderken -7 01-01-1970 03:00 2023 seçimlerine giderken - 6 01-01-1970 03:00 2023 seçimlerine giderken - 5 01-01-1970 03:00 2023 seçimlerine giderken 4 01-01-1970 03:00 2023 seçimlerine giderken -3 01-01-1970 03:00 2023 seçimlerine giderken -2 01-01-1970 03:00 2023 seçimlerine giderken - 1 01-01-1970 03:00 Depremle yaşamasını öğrenmek... 01-01-1970 03:00 Duygu bohçasından saçılanlar 01-01-1970 03:00 Bir ülkücünün anılarından 01-01-1970 03:00 Kırmızı ibikli tavuk… 01-01-1970 03:00 Endişe ve umutsuzluk yakamızı bırakmıyor 01-01-1970 03:00