Hüseyin Şinasi İyi olan, doğru olan alkışlanır.
İyi olan, doğru olan alkışlanır.
Hüseyin Şinasi

İyi olan, doğru olan alkışlanır.

Bu içerik 146 kez okundu.

23 Haziran 2019 Pazar günü yapılacak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi gündemin ilk sırasındaki yerini koruyor. Ülkemizin geleceği açısından akla gelebilecek her konu, 23 Haziran seçim sonuçlarına göre olumlu veya olumsuz olarak şekillenecek gibi görünüyor.

Geçtiğimiz Pazar akşamı (16 Haziran 2019) Saat 21.00’den itibaren milyonlarca televizyon izleyicisi gibi biz de ekran başındaydık. Büyük bir merakla gazeteci İsmail Küçükkaya tarafından yönetilen büyük buluşmayı izledik. Cumhur İttifakı ve Ak Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım ile Millet İttifakı ve CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nun kapışmasına şahit olduk.

Ülkemiz ve demokrasimiz adına yıllar sonra atılmış böyle bir adımdan memnun olduk. Keşke buna benzer programlar, her konuda yapılabilse, daha doğru kararlar alınıp uygulanabilseydi. Zira altmışlı, yetmişli, seksenli, hatta doksanlı yıllarda bu tür programlar daha çok yapılır, parti liderleri, adaylar aynı masa etrafında bir araya gelir, tartışır, halkı bilgilendirmeye ve  etkilemeye çalışırlardı.

Amerika’da iki partili (Demokratlar-Cumhuriyetçiler) bir seçim sistemi hakim. İngiltere’ ise İşçi Parti, Muhafazakar Parti ve Liberal Parti en güçlü partilerdir. İngiltere’de seçim genellikle İşçi Parti ile Muhafazakar Parti arasında geçer. Amerika ve Avrupa ülkelerinde seçime girmiş, başarısız olmuş adaylar ve genel başkanlar hemen görevi bırakır, istifa ederler.

İngiltere’de iktidardaki Muhafazakar Parti Genel Başkanı ve Başbakan Theresa May İngiltere ile AB arasındaki sorunlar konusunda kendisini başarısız bularak istifa etti. Muhafazakar Parti Genel Başkanlığı için yapılacak oylama ve seçimlerde 10 aday yarışıyor. İngiltere Parlamentosunun Avam Kamarası kanadında yapılacak oylamalar öncesinde genel başkan adayları bir televizyon kanalında bir araya gelerek görüş ve düşüncelerini açıkladılar.

 

Muhafazakar Partinin ilginç bir genel başkan seçim yöntemi var. Genel başkan adayları partili milletvekillerinin oylamasına sunuluyor. Avam Kamarasındaki 313 milletvekilinin katıldığı ilk turda eski Dışişleri Bakanı Boris Johnnson 114 oy almış, onu 43 oy alan şimdiki Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt takip etmiş. Geçen hafta gerçekleştirilen ilk tur oylamada eski Avam Kamarası Lideri Adrea Leadsom, eski Çalışma Bakanı Esther McVey ve David Cameron döneminde partinin grup başkan vekilliği görevini yürüten Mark Harper elenmiş, Sağlık Bakanı Matt Hancock da yarıştan çekilmiş.

 

Muhafazakar Partinin liderlik yarışında yapılan ikinci tur oylamada eski Dışişleri Bakanı Boris Johnson 126 oyla bir kez daha ilk sırayı alırken onu oyunu 43’den 46’ya çıkaran Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt takip etmiş. Çevre Bakanı Michael Gove 41, Uluslararası Kalkınma Bakanı Rory Stewart 37 ve İçişleri Bakanı Sajid Javid 33 oy almış. 30 milletvekilinin desteğini alarak 33 oyluk barajın altında kalan eski Brexit Bakanı Dominic Raab ise elenmiş.

 

Oylama turları en çok milletvekilinin oyunu alan iki aday kalana dek devam edecek. Son iki aday partinin yaklaşık 160 bin üyesinin posta yoluyla katılacağı oylamada yarışacak. Muhafazakar Partinin yeni lideri ve ülkenin yeni başbakanı olacak isim 23 Temmuz'da ilan edilecek.

 

Ülkemiz çok partili seçim sistemine 1946’da geçti. O tarihten günümüze siyasi tarih açısından köprünün altından belki çok sular gelip geçti. Pek çok alanda akıl almaz gelişmeler yaşandı. Fakat hak hukuk, adalet, ahlak, namus, şeref ve haysiyet konusunda çok gerilere düştük. İnançlarımıza, ahlakımıza, törelerimize, örf ve adetlerimize bağlılığımız zaafa uğradı. Toplumsal olarak şahsi çıkarlarımız her şeyin üstüne çıktı. Bencilleştik. Aklımız, fikrimiz egolarımıza yenik düştü.

Siyasi olarak içinde bulunduğumuz durumun anlaşılması bakımımdan son bir örnek vererek bitirelim.

1991 yılında yapılan seçimler öncesi TRT tarafından düzenlenen bir açık oturum programına seçime katılan bütün parti liderleri davet edilmiş, güncel konuları karşılıklı olarak oturup konuşmuş, tartışmışlardı.

Buna benzer bir başka program da 1994 yerel seçimleri öncesi Anamur’da yayın yapan yerel bir televizyon kanalında yapılmış, o zaman ki belediye başkan adayları ve parti ilçe başkanları bir araya gelmiş, konuşmuşlardı. Nedense onbeş, yirmi yıldır bunca yenilik ve teknolojik gelişmeye rağmen liderler ve adaylar bir araya gelip konuşamıyorlar.

Bu nedenle aradan geçen bunca zaman sonra, Sayın Binali Yıldırım ile Sayın İmamoğlu’nun aynı masa etrafında buluşmalarını önemli bir gelişme olarak görüyoruz. İyi olan, güzel olan ne varsa alkışlanır. Temennimiz bu tür programların daha çok yapılması ve izlenmesidir. Elbette böyle programlar, halkın daha doğru ve sağlıklı kararlar almasına katkı yapacaktır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mersin Valiliği, eski İngiliz Yağ Fabrikası ile ilgili iddiaları yalanladı
Mersin Valiliği, eski İngiliz Yağ Fabrikası ile ilgili iddiaları yalanladı
Mersin Büyükşehir Belediyesi, bilgi işlem altyapısını güçlendirecek
Mersin Büyükşehir Belediyesi, bilgi işlem altyapısını güçlendirecek