BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE OLMA ZAMANI…
Gazi Mert

BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE OLMA ZAMANI…

Bu içerik 183 kez okundu.

Yerel seçimlere 2 gün kala içeride ve dışarıda ortalık toz duman…
İçeride partiler arasındaki söz düellosu daha önce yapılan seçimlerden daha da hararetli…
Dışarıda Türk ve İslam düşmanları Türkiye’yi her açıdan çökertmenin peşinde…
Türk bayrağına saldırılar, Dolarla ekonomimizi dar boğaza sokmak için kurulan kumpaslar, Golon tepelerini düşmanlarımıza peşkeş çekmeler, Akdenizde adeta saldırı için bekletilen savaş gemileri…
Türkiye’miz, yer altı ve yerüstü kaynaklarımız, İstanbul – Çanakkale boğazlarımız yabancı güçlerin iştahlarını kabartıyor…
Leş kargaları gibi üzerimize çullanmak için, eli kanlı katiller fırsat kolluyor…
Bu katiller çepeçevre etrafımızı kuşatmış durumda…
Haçlı zihniyeti hortlamıştır…
Kâh sabrımızı denemek için uçaklarıyla sınırlarımızı ihlal ediyorlar, kâh Boğazlarımızdan geçerken topraklarımıza füze doğrultuyorlar, kâh denizlerimizden geçerken balıkçı tekneleremize taciz ateşi açıyorlar, kâh ülkemize yüzlerce ton patlayıcı sokarak eli kanlı terör odaklarının ülkemizi karıştırması için trilyonlar harcıyorlar, kâh yollarımıza hendekler kazdırarak yöre insanlarımızı göçe zorluyorlar, kâh gencecik polis ve askerlerimizi şehit ediyorlar kâh şöyle, kâh böyle…
Ülkemizi silah deposu haline getirmişler…
Yerli işbirlikçileri içeriden, haçlı zihniyeti dışarıdan ülkemize var güçleriyle saldırıyorlar…
Türkiyemizi seviyorsak, bir Mısır, bir Libya, bir Suriye, bir Irak, bir İran olmak istemiyorsak iktidarıyla, muhalefetiyle topyekün birlik beraberliğe ihtiyacımız var…
Zaman ülkeyi kurtarma zamanı…
Zaman iç ve dış düşmanlarımıza karşı uyanık olma zamanı…
Türk milleti olarak bugünlere kolay gelmedik.
Bir su matarasına, bir kundura bağına, bir tüfek kayışına, bir lokma ekmeğe, bir silah mermisine muhtaç günlerden geldik.
Bizim gibi toplu bir İstiklal Savaşı vermiş milletlerin sayısı çok değildir.
O savaşları yaşamış, cephede kanını, kolunu, bacağını bırakmış insanlarımızdan bir kısmı hala aramızda yaşıyorlar.
Son yüzyılda dünya bir Balkan, iki dünya savaşı yaşadı.
İlk dünya savaşında 10 milyon insan can verdi.
Kaybolanların sayısı 15 milyon…
Her üç savaş da ya topraklarımız üzerinde veya çevremizde yapıldı.
Bugünkü nesiller, o günleri yaşamış insanların hatıralarını dinleyerek büyüdüler. 
 Haçlının, Rus’un, Yunan’ın günah izleri; Taşımızdan-toprağımızdan henüz silinmedi. 
Hal böyleyken; Acaba bu acı günlerden alınacak ibret dersi son yıllarda nasıl unutuldu?
İstiklal için savaş vermiş, savaş kazanmış bir milletin çocukları devletine nasıl başkaldırıyor?..
Karakollara, okullara, devlet kuruluşlarına nasıl baskın düzenleyebiliyor?
Polisi, jandarmayı nasıl arkadan vurabiliyorlar?
Masum çocuklar, hamile kadınlar nasıl kurşuna diziliyor?
Henüz uzak olmayan bir tarihte düşman çizmesi altından kurtarılan vatanda insanlarımız nasıl birbirine düşürüldü?
Millet olarak toparlanmaya, asgari müşterekte birleşmeye, birlik ve beraberlik içinde yaşamaya muhtacız.
Doğu-batı, kuzey-güney, yaşlı-genç, okuyan-okumayan, işçi-patron, amir-memur, asker-sivil demeden toplu bir bütünleşme, birlik-beraberlik hamlesi başlatmalıyız.
Ülkemiz ekonomik eğitim seferberliği paketleri yanında birlik-beraberlik paketine de muhtaçtır.
Durumumuz "Boş ver" anlayışına uygun değildir.
Yüzyıllarca "Nizam-ı âlem"i temsil ettik.
Millet olma tecrübemiz hiçbir millette yok...
Tarihin en güçlü ordularını, dünyanın en büyük imparatorluklarını kurduk. Yeraltı-yerüstü zenginliklerimiz, tarihi, stratejik, demokratik imkanlarımız düşmanlarımızı kıskandıracak kadar güçlü…
Bu imkânları hakkıyla değerlendirebilirsek hem bölge, hem dünya barışına yön verecek ışıklı pırıltılı bir ülke olabiliriz.
Komünizmin çöküşüyle birlikte bu bölgede kurulan Türk devletleri bizim liderliğimizi bekliyor.
O halde neden bir ve bütün değiliz?
Bazı İnsanlarımız niçin devlete karşı gelme yolunu seçiyor?
Kuzeyden, batıdan, güneyden, doğudan tam bir ateş çemberi içerisindeyiz! 
Rusya’nın dağılmasına rağmen kuzeyimiz yine Demirperde…
Rus uçakları etrafımızı kuşatmış durumda…
Batı komşumuz bir Türk düşmanlığı cezbesinde...
Ayakları henüz yere basmayan güney ve doğu komşularımız kardeş kavgasında...
Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de;
"Birbirinizle ihtilafa düşerek çekişip durmayın. Aksi halde başarısızlığa düşersiniz. Gücünüz, kuvvetiniz kaybolup gider...". buyuruyor.
Yine başka bir Ayet-i Kerimede:
"İnanmayanlar bile birbirlerinin yardımcılarıdırlar. Şayet siz böyle yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve kargaşa ortaya çıkar."buyrulmaktadır. Peygamber Efendimiz, Veda Hutbesi’nde: "Sakın benden sonra ihtilafa düşüp, birbirinizin boynunu vurmayınız" buyurmaktadır.
Ayet ve hadislerdeki ikazlar bizi derin-derin düşündürmelidir.
Aksi takdirde bu ikazların muhatap ve mahkûmu oluruz.
Dünya yürüyor... Yürüyen, ilerleyen dünyada durmak, çağın ve ihtiyaçların gerisinde kalmaktır.
İslam dini fitneyi yasaklamış bir dindir.
Bizi birbirimizle kavgaya götürecek hiçbir problemimiz yoktur.
Menfaatimiz kavgada değil, birbirimizi sevmededir.
Bölüşemediğimiz nedir?
Yüzümüzü ağartan bir sevgi ve kucaklaşma ile yokluğun üzerine yürümek varken, kavga etmek nedendir?
 Yerel seçimlere yaklaştığımız şu günlerde iktidarıyla, muhalefetiyle; Geçmişimizin ve geleceğimizin sırtımıza yüklediği ağır sorumlulukları birlikte çözmeliyiz.
Bu bizim gerçek kurtuluşumuzun başlangıcı olacaktır.
Kaybedecek zamanımız yok…
Hoşça kalınız.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Apartmanda yılan paniği
Apartmanda yılan paniği
Mursi için Mersin’de gıyabi cenaze namazı kılındı
Mursi için Mersin’de gıyabi cenaze namazı kılındı