Gazi Mert İSTİKLAL MARŞIMIZIN KABULÜ YILDÖNÜMÜNÜN ARDINDAN…

escort bayan istanbul escort escort istanbul mecidiyeköy escort halkalı escort

İSTİKLAL MARŞIMIZIN KABULÜ YILDÖNÜMÜNÜN ARDINDAN…
Gazi Mert

İSTİKLAL MARŞIMIZIN KABULÜ YILDÖNÜMÜNÜN ARDINDAN…

Bu içerik 126 kez okundu.

Bundan birkaç gün önce 12 Mart 2019 tarihinde İstiklal Marşımızın kabul yıldönümünü ve Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un anma gününü kutladık.
Kutlama törenlerinin izleri okullarımızda hala devam ediyor…
Her yıla oranla bu yıl İstiklal Marşımızın kabul yıldönümü ve Milli Şairimiz Mehmet Akif’i anma günü törenleri “yurdumuzda ve Türklüğün kalbinin attığı her yerde” daha bir anlamlı ve daha bir görkemli şekilde yapıldı.
“İstiklal Marşı Türk Cumhuriyeti devletinin Milli Marşıdır.”
Marşın sözlerini Mehmet Akif Ersoy yazmış, bestesini Zeki Öngün yapmıştır.
Türk Kurtuluş Savaşının en çetin dönemlerinde bir milli marşa duyulan ihtiyacı göz önüne alan Milli Eğitim Bakanlığı 1921 yılında bir şiir yarışması düzenlemişti.
Yarışmaya 724 şiir gönderilmişti.
Kazanacak kişiye para ödülü konduğu için Mehmet Akif bu yarışmaya katılmak istememişti.
Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver’in ısrarı üzerine, ödülsüz olmak şartıyla o şiiri göndermişti.
Yapılan seçim sonucunda 20 Şubat 1921 yılında yazdığı“Kahraman Ordumuza” sunuşunu taşıyan şiir 12 Mart 1921 günü TBMM’ce kabul edilmişti.
Mehmet Akif İstiklal Marşında; Kurtuluş savaşının kazanılacağına olan inancını, Türk askerinin yürekliliğine güvenini, Türk Milletinin bağımsızlığa, hakka, yurda ve dine bağlılığını dile getirmişti.
Şiirin bütünü 4’lükler halinde yazılmış 41 dizedir. Sonuncu bölüm 5 dizedir…
Geçtiğimiz günlerde bu özet bilgileri bir yerel televizyonun canlı yayınında dinleyicilerimle paylaştığım sırada, canlı yayına katılan dinleyicilerimden çok olumlu mesajlar almıştım.
Yaklaşık 1 saat süren konuşmamın özetini sizlerle de paylaşmak istiyorum:
Bir milletin istiklalini kaybetmesi ve kaybettiği istiklalini yeniden kazanması sıradan olaylar değildir.
Bu sebeple yakın geçmişimizin bu acı-tatlı hatıraları yeni nesillerce unutulmamalıdır.
Arkasından iki bin yıllık tarihi bulunan bir millet istiklalini nasıl yitirir? Bingazi’de, Trablus’ta, Yemen’de, Filistin’de, Çanakkale’de, Balkanlar’da kaybettiğimiz yarım milyon şehit ve milyonlarca kilometrekarelik toprak bu sorunun cevabıdır.
Kafkaslardan Kuzey Afrika’ya Balkanlar’dan Hazar’a kadar uzanan vatan toprakları karış-karış savunulurken kan verilmiş, can verilmiş yüz binlerce şehit-gazi verilmiştir.
Ama ırzımız, namusumuz, imanımız, sancağımız ve tarihi gururumuz muhafaza edilmiştir.
30 Ağustosta İzmir’de dikilen sancak ve 12 Mart 1921’de TBMM salonlarında yankılanan istiklal destanı bunun ilanı olmuştur.
Güneyden-kuzeyden ve batıdan başlayan işgal boğazımızı sıkarken 30          Ağustos’ta destanlaşanlar “İstiklal Marşı’mızı yazdılar, dosta düşmana şunu ilan   ettiler:
“Yurdumuzun üstünde tüten en son ocak” sönmedikçe bayrağımız ufuklarımızda dalgalanmaya devam edecekti.
Hilal’in öfkesi yersizdi. Hakkı tanıyan O’na inanan milletimizin istiklalini kazanmaya hakkı vardı.
Zira ezelden beri hür yaşamış ebede kadar hür yaşayacaktı.
Güney, kuzey ve batıdan üzerimize çullanan Avrupa’nın sınırlarını en modern silahlar koruyorsa, bizim de o silahlara karşı koyacak o silahların aynısını yapacak iman dünyamız vardı. Tekniğin zirvesine çıkmış ihtiyar canavar, bu imanı boğamazdı.
Hakkın vaat ettiği zafer günlerine inanan milletimiz hayasızca saldırılara karşı gerekse gövdesini siper edecek yurdunu istilacılara bırakmayacaktı.
Bize dünyalar da verilse binlerce, milyonlarca şühedanın yattığı bu cennet vatanı veremezdik.
Cenabı Hak sıksan adeta şüheda fışkıracak olan bu kutsal vatandan bizi ayırmayacaktı.
Hak’tan dileğimiz mabedimize yabancı elin değmemesi, şahadetleri dinin temeli olan ezan ve tekbir seslerinin yurdumuzun üzerinde sonsuza kadar terennüm edilmesi idi.
İşte asıl o zaman adeta taşımız toprağımız görünmez bir ruh gibi topraktan başlarını kaldıran şehitlerimiz ilahi bir heyecanla secdeye kapanacak bu kutsal zaferin şerefi ile başımız adeta “arş’‘a yükselecekti.
Öyleyse ey ak şafaklar gibi dalgalanan şanlı hilal! Senin için döktüğümüz kanların hepsi helal olsun. Artık ebediyete kadar sana da, Hak yolundaki milletimize de gerileme ve yenilenme yoktur. Zira“hürriyet” bayrağımızın, “İstiklal” ise Allah’a inanan milletimizin hakkıdır.
İla-yı Kelimetullah için verilen bir ulu “cihad”dan sonra 7'den 70'e ordulaşan millete ve onun kurtardığı vatana yakılan bu destan bu milletin “Sevr” zincirini kırıp attığını ilan ediyordu.
Cephedeki şerefimiz kurtarılmıştı. Şimdi artık her savaş sonrasında olduğu gibi vatanın onarılması zamanı gelmişti.
Siyasi istiklalimizi kazanmıştık. Toprağı yeşerterek yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizi değerlendirerek iktisadi istiklalimizin de destanı yazılmalı idi.
İktisadi savaşı başarmadan siyasi savaşı, siyasi savaşı başarmadan iktisadi savaşı kazanmak mümkün olamazdı.
Cepheyi korumak da yurdu kalkındırmak da dini bir vecibe idi.
Bu çaba nereye kadar getirilebildi? İstiklal destanımızın yazıldığı günden bugüne 89 yıl geçti. İktisadi kalkınma seferini yolun neresine getirebildik?
Kalkınma bir toplu hamle işidir.. Topyekun millet bu hamleye hazır değilse bu milli heyecanı taşımıyorsa geçici ve suni kan vermelerle bu atılım gerçekleştirilemez. Tepenin tabanı tabanın tepeyi sürüklemesi toplu kalkınmanın asgari şartıdır.
1921'lerden bugüne bir yerlere geldiğimiz doğrudur.
Fakat geldiğimiz yer gelebileceğimiz yerin çok gerilerindedir.
Akarsularımız boşa akarken toprağımız yine kuru, şehir ve köylerimiz yine karanlıktır.
Petrol ve maden potansiyellerimizin akıllıca değerlendirildiği söylenemez. Denizlerimiz, dağlarımız ,göllerimiz, on ayrı iklim güzelliğini temsil eden coğrafyamız, tarihi ve stratejik yapımız dünyada imrenerek bakılırken bu konuda en küçük komşumuzdan bile gerilerdeyiz.
Nüfus potansiyelimiz ekonomik seviyemizi tırmandıracak yerde kalkınma hamlelerimize atıl bir yük olmaya devam ediyor.
İstiklal destanımızı yazdığımız günden bugüne 98 yıl geçtiği halde iktisadi kalkınma destanımızı hala yazamamışsak bunu milletçe düşünmenin zamanıdır.
Zira ancak “İstiklali olanların istiklal marşı vardır”
“Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.”
Hoşça kalınız.  

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mersin’de, TYP Kapsamında Bin 350 Kişi Okullarda İstihdam Edilecek
Mersin’de, TYP Kapsamında Bin 350 Kişi Okullarda İstihdam Edilecek
MESKİ, 'TS ISO IEC 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi' gözetiminden geçti
MESKİ, 'TS ISO IEC 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi' gözetiminden geçti