DOLAR: 3.82 TL
EURO: 4.68 TL
Mersin
+26C

Birbirimizin fikir ve inançlarına hoşgörü ile bakmalıyız


Bu makale 2017-10-26 08:31:46 eklenmiş ve 89 kez görüntülenmiştir.
Gazi Mert

Son günlerde gündemden düşmeyen bir konu var; Müftülere resmi nikâh kıyma yetkisi verilmesi…

Bazı kadın örgütlerimiz adeta sokağa dökülmüş durumda…

Kıydırmayız da kıydırmayız…

Belediye başkanlarının elinden alınmış bir yetki de yok…

İsteyen dilediğine nikâhını kıydırsın…

İnsanlar bir konuda zorlanmamalı…

Belediye Başkanlarımızın kıydığı resmi nikâhtan sonra din görevlisi arayıp dini nikâh kıydırılarak iki aşamalı bir nikâh kıyma yerine müftülerin bir defada her iki nikâhı bir arada kıyma durumu söz konusu…

Dileyen tek aşamalı, dileyen iki aşamalı nikâh kıydırsın…

Sanırım burada fikir ve inançları zorlama söz konusu…

Fikir ve inançlar zorlanmamalı…

Fikir ve inanç hürriyeti; Hayat hakkı gibi, mülkiyet hakkı gibi, insanın insan olarak sahip bulunduğu temel hak ve hürriyetlerdendir.

Bazı kimseler İslamın insan hak ve hukukuna saygı göstermediğini, İslamda fikir ve inanç hürriyeti olmadığını iddia ederler.

İslam akıl ve hürriyete değer veren bir dindir.

İslamiyet fikir ve İnanç hürriyetini teminat altına almıştır.

 İnanç hürriyeti; İnsanın inancında, dininde hür olması demektir.

Bu konudaki ayetlerden bazıları şunlardır: "- Dinde zorlama yoktur"

"- Ya Muhammed Sana düşen sadece duyurmaktır. Hesap görmek bize düşer"

"- Eğer Rabbin dileseydi, Yeryüzündeki insanların hepsi iman ederlerdi. Böyle iken sen, hepsi mü´min olsunlar diye insanları zorlayıp duracak mısınız?

"- Ben sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim ibadet ettiğime kulluk etmezsiniz. O halde sizin dininiz size, benim dinim bana"

Şu Hadis-i Şerif İslâmiyet´te Müslüman olmayanlara ve onların inançlarına gösterilen müsamahanın bir örneğidir:

"- Sizden herhangi biriniz gayr-ı Müslim tebaadan birine zulüm ederseniz, biliniz ki ben zulmedilen o kimse tarafında olacağım".

Hz. Peygamber bütün tatbikatında, ayrı dinden insanların inanç ve ibadetlerine müsamaha göstermiştir.

Hudeybiye Mu­ahedesinde müşriklerin ileri sürdükleri şartları anlayışla karşılamış, Hayberin fethinde ganimet olarak ele geçirilen "Tevrat" nüshalarını sahiplerine iade etmiş, ibadet edenlere, rahip ve zahitlere dokunulmamasını emretmiş, fethedilen topraklarda yaşayan gayri Müslimleri inanç ve ibadetlerinde serbest bırakmıştır.

Kudüs´ün fethinden sonra yerli halk ayin ve ibadetlerinde tamamen serbest bırakılmışlardır. İstanbul´un fethinden sonra ise yerli Hıristiyan halka pek çok imtiyazlar tanınmıştır.

Bu imtiyazlara göre; Başta patrik olmak üzere, bütün piskopos, papaz ve sinod meclisi azaları, her türlü taarruzdan korunmuştu.

Patrik, düşmanlarına karşı devletin himayesine girmişti.

Bütün ruhaniler her türlü vergiden muaf tutulmuştu.

Ortodoks kilisesi, kendi nizam ve kanunlarına göre idare edilmişti.

Patrikhanenin Sinod Meclisi; Kilise ve Cemaat bütçelerini tanzim ve idare etmişti.

Nikah, defin, vasiyet ve miras muameleleri, kilise kanunlarına göre Patrikhane tarafından ifa edilmişti.

Kilise, Hıristiyan cemaat arasında ortaya çıkacak hırsızlık, gasp, dolandırıcılık gibi  suçları da yargılamış bu gibi suçlara ancak kilisenin tayin ettiği yaptırımlar uygulanmıştı.

Hiç bir Kiliseye dokunul­mamıştı.

Hıristiyan halk normal bir vergi dışında: hiçbir mükellefi­yetle yükümlü olmamışlardır.

Bu örneklere Hıristiyan dünyasında bugün bile ulaşılabilmiş değildir..

Engizisyon işkenceleri, kanlı mezhep kavgaları, ondokuzuncu yüzyılda Avrupa´nın ufkunu karartmıştı..

Bunu batı­lı yazarlar itiraf etmişlerdir.

Bu­na dair bazı örnekler şunlardır;

“ Hz. Muhammed, Rahipleri öldürmekten menetti. Zira onlar dua; eden insanlardı. Halife Ömer Kudüs´ü aldığı zaman Hıristiyanlara hiçbir fenalık yapmadı. Haçlılar Kudüs´e hakim oldukları zaman ise, bütün Müslümanları katlettiler. Yahudileri ateşte yaktılar" (George Reaire)

" Hıristiyan milletler, dinî hoşgörüyü Müslümanlardan öğrenmişlerdir." (Michoud)" Kur´anın yayılmasında kuvvetin hiçbir tesiri olmamıştır. Zira Müslümanlar mağlup milletleri dinlerinde serbest bırakmışlardır. Eğer Hıristiyan milletler İs­lâmiyeti kabul etmişlerse, bunun sebebi, Müslümanların, kendilerine karşı, eski hüküm­darlarından daha adil ve müsamahalı davranmalarıdır" (Gustave Le Bon)

Batılı yazarların fikir ve inanç hürriyetiyle ilgili daha pek çok sözleri vardır.

Bu sözlerin ağırlık noktası İslamiyet´in ortaya koyduğu fikir ve inanç hürriyetinin varlığı ile ilgili…

Müftüler resmi nikâh kıysın mı kıymasın mı?

Ne dersiniz?

Hoşça kalınız.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
 Gunluk Gazeteler
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Akdeniz Postası Gazetesi

Copyright © 2016 Akdeniz Postası. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi