DOLAR: 4.08 TL
EURO: 4.96 TL
Mersin
+26C

“Siyaset İnsan Harcama Sanatıdır”


Bu makale 2017-09-19 08:47:56 eklenmiş ve 156 kez görüntülenmiştir.
İsmet Kadıoğlu

Birçok kişinin ağzından duyduğum söz (katılmasam da yazayım); "siyaset insan harcama sanatıdır". İşte Ak parti'de de bu benzeri şeyler oluyorsa düzeltip bu düşüncede olanlar uzaklaştırılmalıdır. Her türlü partide, benzeri dönemler, ihtiraslar, birilerinin üzerine basarak yukarı tırmananlar olur. Eğer ki bu Ak Parti'de varsa, bu tür insanların teşkilatlardan çıkarmak gerekir. Ama çok da kolay gözükmüyor.

2019'da %50+1 lazım. Bunun zor bir iş olduğunu herkes görüyor. Çok güçlü ve düzgün hizmet eden, vatandaşın sofrasına oturan kadroyla bu dere atlanacaktır. İşte bu kadronun nitelikleri endişesi var. Mevcut kadrolarda kalite aşınması olduğundan söz ediliyor. Kadroların hangi niteliklerinde aşınma olduğunu tespit etmek gerekir. Tabi şunu da söylemek gerekir. Ak Parti 15 yıldır iktidar; hep söylenir yazılır ya, iktidardaki yapılar yıpranır. Öyleyse Ak Parti'de "metal yorgunluğu"nun olması doğal bir durum olduğunu da kabul etmek gerekir.

Her bulunduğum ortamlarda bu değişim konuşuluyor. Olumlu icraatlar ve buna bağlı iktidarın başarısını takip eden hem de şu günlerdeki seslendirilen, işaret edilen problemli gidişler ve buna bağlı çözme beklentileri seslendiriliyor. İşte ben bu tür insanlarla beraber oldum. Başarı var deniyor ama 2019 kaygıları da yüksek seviyede seslendiriliyor. Bu kaygı %50+1 rakamının yüksekliğinden değil. Partinin ilk kuruluşundaki özgüven yani güven zafiyeti. Güven kaybı varsa bunu toparlamak zordur. "Güven ruh gibidir, terk ettiği bedene asla geri dönmez."

"Metal yorgunluğu"nun giderilmesi için, yorgun olanın yeri-ne yenisinin getirildiği bir kadro… Bu yerine getirilmezse millet sizi değiştirir. Değişmesi beklenmeyen ve öteden beri devam eden durum her parti içinde oluşur. Recep Tayip Erdoğan, partinin tekrar başına geçti, statüko oluşmasına izin vermeyecektir. Bunun için parti geleceği ile ilgili herkesin ümitlerinin devam etmesini sağlayacağından eminiz. 

Bir parti yetkilisi şöyle diyor: "Uzun süre aynı görevde bulunan insanların veya uzun süre aynı form ve tempoda çalışan yapıların tutulduğu hastalıktır. Binaları düşünün, beton içindeki demir binanın yükünü taşır. Bir sürü statik hesap vardır. Ne kadar demir ne kadar yükü taşır, kaç yıl taşır… Bir süre sonra binada kullanılan demir, binadaki yükü taşıyamaz hale gelir yorulur. Betonun içindeki demiri yenileyemeyeceğinize göre bina yıkılır, yeniden yaparsınız. Ama insanları değiştirebilirsi-niz. Çok yorucu süreçlerden geçtik hepimiz. Bu süreçlerin yükünü taşımış insanlarda yorgunluk oluşması normaldir. Genel Başkanımız, teşkilatın adeta statik hesaplarını yeniden yaparak yapıyı yenileyip güçlendireceğini söylüyor. Buna hem partimizin hem de ülkemizin ihtiyacı var" diyor."

Tamam kardeşim hastalık var, teşhis kondu diyelim ilaç ne? Anladık teşkilatların bazılarında eski yönetimden şikayetçi değiliz… Kaldı ki bu tespiti kim yapacak? Tespit yapıldı Mersin'in ilçelerinden Anamur'dan başlandı. Başkan kalsın denmeyecekse yerine kimi getireceksin ve bunu kim tespit edecek? 

Türkiye ve Ortadoğu tarihsel değişim süreci yaşamakta. Dış güçler bu değişimin kendi istedikleri şekilde olması için uğraşıyorlar.  Batı, Ortadoğu'da kendilerine uygun bir harita değişikliğini hayata geçirmeye çalışıyor. İşte bunun karşısında Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu durum karşısında, Ortadoğu'da söz sahibi olmak ve kendi geleceğini etkileyecek durumlar karşısında tedbirler almakta ve hazırlıklar yapmaktadır. Ama en önemli hazırlık iktidar partisindeki "köklü değişim" hareketidir.  

Bundan sonra Türkiye'de hiçbir şey 15 Temmuz'dan önceki gibi olamaz. Ak Parti de buna dahil. Ak Parti yeniden yapılandırılmak zorunda. Partideki laçkalık (varsa), gevşeme bütün ülkeyi etkiler. Az da olsa kaybolan bir güven varsa değişimlerle ve yapılanmalarla geri kazanılmalıdır.

Bana göre ve anladığım kadarıyla şikayetçi olunan şu durumlar yaşanılmamalıdır. 

Devletin her türlü kurumlarıyla iş ilişkisi olan, belediyeden iş alma eğilimli iş sahiplerinin ve bu benzeri alanlarda çalışanların aday olmasına asla müsaade edilmemeli. Ama bunu kim sağlayacak? Özellikle belediye meclisine ve il encümenine bu tür menfaat sağlamak için uğraşanlar aday yapılmamalı. 

Bir Ak Partili bayan şöyle diyordu: "Siyasete çok fazla ilgili olmayan, okul hayatında başarılı, örneğin üniversite sınavında derece yapmış ve önemli yerlerde, devlet dairesi veya özel kurumlarda çalışan başarılı zeki elemanlardan aday gösterilmelidir" diyordu. Bana göre de bu durum değerlendirilmelidir. 

Turgut Özal teknik elemanlarla böyle bir seçicilik yaparak başarıyı arttırmıştı. 

Başka konuda, Milletvekili, il ve ilçe başkanları ve belediye başkanlarının birinci derece yakınlarından özellikle işin ehli değilse, görev verilmemelidir. Yönetimleri akrabalardan oluşturanlara müsaade edilmemelidir.

Yönetimlerde gençler ağırlıklı olmalıdır. Kaşarlanmış yıllarını çok geçerli de olmadan siyaset ile geçiren kişilerin, "ben de varım, olmayıp da partiyi çakallara mı bırakayım" diyenler teşkilatın yönetiminde olmamalı. Tecrübesi danışmanlık yapsın kardeşim. Böylece Ak Parti, "siyaset baronlarından" ve çıkar guruplarından kurtulacaktır. Ve kendinin gerçek uygulamalarıyla baş başa kalıp Türkiye'yi sağlam bir geleceğe taşır diye düşünüyorum. (Değişim bitmedi ecel bizden üstün gelmezse devam edeceğim.)

Hoş kalın. Eylül 2017 Anamur. İsmet Kadıoğlu.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
 Gunluk Gazeteler
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Akdeniz Postası Gazetesi

Copyright © 2018 Akdeniz Postası. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi