DOLAR: 3.79 TL
EURO: 4.65 TL
Mersin
+26C

Baba-evlat ve dede


Bu makale 2017-08-02 09:41:48 eklenmiş ve 153 kez görüntülenmiştir.
İsmet Kadıoğlu

 Abdurahman'ın bahsettiği dede benim babam. Ben araya girerek babamla ilgili bir anımdan bahsedeyim. Babamın son yıllarında dizleri sürekli ağrıyordu. Kuma girmek istemiş ve bir haftalığına deniz kenarındaki evimde misafir etmiştim. Kendisi biraz hükümlü ve dediğim dedik der, bizi fazla dinlemez tavırlar sergilerdi. Büyük konularda kendisi karar vermeden önce, özellikle bana sorardı. Günlük konularda bizi fazla dinlemezdi.  

İlk gün baba güneş doğsun ve kum biraz ısınsın, onun için saat 10 gibi gideriz dememe rağmen saat 8'den sonra gidelim dedi ve diretti. Kahvaltı yapalım öyle gidelim dememize rağmen dinlemedi ve gittik. Kumda iken meyve suyu falan içirmek istedim hayır dedi içmedi ve kumdan çıkma zamanı kızgın ve çok hızlı bir şekilde kalkıp fırladı yürümek istedi. Aç, kumda iyice yanmış ve direncinin en az olduğu an, küt yere yıkıldı. Dinlendirdim, meyve suyunu içirdim eve gittik.

Yarın sabah, zaman ve kahvaltı yönünden beni dinlemek durumunda kaldı ve benim istediğim şartlarda girdik kuma. Sık sık kontrol edip baba rahat mısın, iyi misin diye sorduğumda; oğlum merak etme ben anama benzerim, o 103 yaşında rahmeti oldu, sen de bana benzersin ikimizde 103 yaşına kadar yaşarız demişti. Ben de inşallah baba demiştim. Ama babam o tarihten 4 sene sonra vefat etti. Mekanın cennet olsun babam. 

Yeğenimin notlarına devam edelim: "Lösemi denilen illete yakalanmasa, 100'ü aşıp, araba kullanmayı öğrenip, turlar yapmayı hedefliyordu.. KÜKÜR köyünde 25 yıl muhtarlık yapmış, sorunları kendi yöntemi ile kimseyi üzmeden, sözünü dinlettirerek çözmüş, çözümcü bir adamdı.. Hiç okul bitirmediği halde, tok davudi sesi ile anlattıklarını dinlettirir, belleğindeki düşünceler, hatıralar, muhteşem cümleler ile kulağımıza nakşederken, ibretlik dersler çıkartırdık.. Nasıl bir bellek ve anlatı ki, 1930'lu yıllarda, anneannemi(eşini) dere kenarında ilk gördüğünde, üzerindeki fistanın rengini, deseni, yazmanın boyutunu en ince noktasına kadar anlatırdı ve tabi ki hissettiği duyguları ile birlikte… Ömrünün son yıllarını hep hastalıkla uğraşarak geçirdi, o kadar çok sıkıntı çekmesine rağmen  bir kere bile halinden şikayet etmezdi.. Ziyaretimi biraz geciktirirsem, "gelemezsen bile telefon aç, sesin ilaç, gelirsen güzel kokun moral olur bana" derdi… ROMAN GİBİ, FİLİM GİBİ olan hayatını kitaba dökmek istiyordu, ama olmadı. Yaşattıkları, sevenlerin buğulu gözlerinden bir film şeridi, yazılamayan kitabın gizli cümleleri gibi askıda kaldı. O'nu çok özlüyorum (sadece ben mi, daha 7 yaşında iken "büyükbabamı çok özledim onu rüyamda gördüm" cümlesini defalarca kullanan küçük kızıma kadar her yaşta sevenlerinin çok özlediği bir muhteremdi O).. Burada, bu paragrafta  bir anı dediniz ama benim Onunla her anım, sohbetim benim için unutulmaz bir anı, ders, ibretlik öyküler ile dolu idi.. KISSADAN HİSSE; sevdiklerimizin değerini, ONLAR elimizin altında iken bilelim, şimdi çok sık içimden geçiriyorum, KEŞKE benim için muhteşem olan O zat-ı muhteremin dizinin dibinden daha çok zaman geçirseydim. Ve belki o zaman, O'nu sonsuzluğa yollarken, bir avuçcuk toprağının başında saatlerce içli içli ağlamazdım…" diyerek sözlerini bitirdi. 

Hoş kalın. Temmuz 2017 Anamur. 

                 Bitti

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
 Gunluk Gazeteler
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Akdeniz Postası Gazetesi

Copyright © 2016 Akdeniz Postası. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi